Almanya`da Miras Hukuku

Merve Severgenel Comments

1960’lı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya başlayan isçi göçü ile Almanya’ya gelen “Gastarbeiter” Türk vatandaşları, yıllar geçtikçe Almanya’da yasamaya devam etmiş ve fakat Türkiye ile olan bağlarını ise hiç koparmamışlardır. Uzun yıllardan beri giderek büyüyen Almanya’daki Türk popülasyonu, zaman içerisinde hem Türkiye’de hem Almanya’da kazanımlarını değerlendirmek için çeşitli yatırımlar yapmışlar ve her iki ülkede de mal varlığı sahibi olmuşlardır. Başlayan göçün 50 yılı geride bıraktığı da düşünüldüğünde, Almanya’da yasayan Türklerin vefat ettiklerinde geride bıraktıkları mal varlığına ne olacağı da günden güne önemi artan bir soru olarak akıllardadır. Bugünkü blog yazımızda da iste bu gibi durumlarda, yani Almanya ve Türkiye’yi kapsayan hallerde miras paylaşımlarının nasıl yapılacağını Alman miras hukuku perspektifinden ele alacağız.

Hangi ülkenin hukuku uygulanır?

Normal şartlar altında, Almanya bir Avrupa Birliği üyesi olduğu için, Almanya’da Avrupa Birliği Miras Hukuku Tüzüğü uygulanır ve bu Avrupa Birliği Miras Hukuku Tüzüğü’ne göre, kural olarak, Almanya’da vefat eden herkes için Alman miras hukuku uygulama alanı bulmaktadır. Fakat, Türkiye’yle alakalı konularda, Almanya ile Türkiye arasında imzalanmış olan Konsolosluk Anlaşması  20. maddesinin ekinde yer alan miras hukuku düzenlemesi uygulanır. Almanya ile Türkiye arasında imzalanmış olan bu miras hukuku düzenlemesine göre, terekede yer alan taşınmazlar, her zaman taşınmazın bulunduğu yer hukukuna, taşınır mallar ise miras bırakanın vatandaşı olduğu ülke hukukuna göre paylaşılır. Bu demek oluyor ki; hem Alman hem de Türk murislerin, Almanya’daki taşınmazları Alman miras hukukuna, Türkiye’deki taşınmazları ise Türk miras hukukuna göre paylaşılır. Nakit para varlığı, mevduat hesabı ve diğer taşınır malvarlığı değerleri ise, miras bırakanın Türk vatandaşı olması halinde Türk hukukuna, Alman vatandaşı olması halinde ise Alman hukukuna göre paylaşılır.

Peki Almanya’da mirasın intikali nasıl gerçekleşir?

Alman hukukunda da mirasın külli intikali prensibi geçerlidir; yani mirasçılar otomatik olarak, miras bırakanın bütün malvarlığına halef olurlar. Halefiyetin ispati için ise yalnızca mirasçılık belgesinin varlığı yeterli olup, muris ile mirasçılar arasındaki mirasçılık ilişkisi, yani kimlerin vefat eden kişinin mirasında hak sahibi oldukları, talep üzerine mahkeme tarafından düzenlenecek olan belgeye mirasçılık belgesi/veraset ilamı denir. Birden fazla kişinin mirasçı olması halinde, bu kişiler bir miras ortaklığı meydana getirirler ve yalnızca elbirliği ile hareket edebilirler.

Almanya’da mirasın intikali, bir vasiyetname olması halinde bu vasiyetnameye göre; diğer hallerde ise yasal düzenlemelere göre gerçekleştirilir. Alman hukukuna göre geçerli bir vasiyetname hem noter kanalıyla hem de el yazısı ile düzenlenebilir. Alman hukukunda, Türk hukukunun aksine, evli çiftlerin veya birlikteliklerini kaydettirmiş resmi hayat ortaklığı sürdüren çiftlerin ortak bir vasiyetname düzenlemesi de mümkündür. Bu halde, eşlerden birisi vasiyetnameyi yazar ve her ikisi de vasiyetnameyi imzalar. Burada önemli olan, yer ve tarihin her ikisi tarafından da ayrı ayrı belirtilmesidir. Bu şekilde ortak vasiyetname hallerinde, vasiyetnameyi hazırlayanlardan bir tanesinin vefat etmesi halinde, sağ kalan tarafından vasiyetnamede herhangi bir değişiklik yapılması kural olarak mümkün değildir, yani sağ kalan es, ortak vasiyetname ile kararlaştırılan düzenlemeler ile bağlıdır.

Ya vasiyetname ile benim payıma zarar gelirse?

Vasiyetnameden dolayı mirasçı olmama durumunda, çocuklar, eşler ve belirli durumlarda da miras bırakanın anne-babası için, Alman hukukunda bir zorunlu pay hakkı öngörülmektedir. Bu zorunlu pay hakkı, aynı saklı payda olduğu gibi, terekede asgari bir payı güvence altına almaktadır. bu halde, eğer bir vasiyetname düzenlenmişse ve bu vasiyet ile normal şartlar altında “zorunlu pay” sahibi olan kişilerin paylarını hiçe sayacak şekilde paylaşım yapılmışsa, bu durumda yasalar zorunlu pay hakki sahibi kişileri, belirli şartlar altında, keyfi vasiyetnamelere karşı korumaktadır.

Bu zorunlu pay hakkı, vefat tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ve yasal miras hakkının yarısı kadar para alacağı olarak mirasçılara karsı ileri sürülmelidir. Türk hukukunda düzenlenen saklı payın aksine, Alman hukukundaki zorunlu pay hakkının tapuya tescili mümkün değildir. Bu hak, yalnızca mirasçılara karşı ve yalnızca para alacağı olarak öne sürülebilecek bir haktır. Bu sebeple zorunlu pay hakkının mümkün olan en kısa zamanda talep ve icra edilmesi gerekmektedir.

Vasiyetname yoksa miras nasıl paylaşılır?

Bir vasiyetname olmadığı veya düzenlenen vasiyetnamenin geçerli olmadığı hallerde ise yasal miras hukukuna göre paylaşım yapılır. Yasal miras hukukuna göre, mirasın ¼’ü (bir bölü dördü) sağ kalan eşe, evlilikte Almanya’da eşler arasında herhangi bir evlilik sözleşmesi olmadığı hallerde, yani yasal olarak geçerli olan mal rejiminin uygulanıyor olması halinde ise sağ kalan eş diğer bir çeyreğe daha hak kazanır. Ortak çocuklar, kalan mirası eşit olarak paylaşırlar. Miras bırakanın çocuğu olmaması halinde, miras bırakanın anne ve babası, bunların vefat etmiş olması halinde ise miras bırakanın kardeşleri sağ kalan eşle birlikte mirasa hak kazanırlar.

Ayrıca Alman hukukunda da mirasın reddi mümkün olup, mirası reddetmek isteyen mirasçının, vefatı öğrenmesinden itibaren altı hafta içerisinde bu hakkini kullanması gerekmektedir; mirasçının bu sürede Almanya’da olmaması halinde, bu süre bir yıla kadar uzamaktadır.

Hukuki Destek

Hem Alman hem de Türk miras hukukuyla ilgili her türlü sorununuz için Elbinsel Kanzlei’da miras hukuku alanında uzman avukat Katja Habermann ile iletişime geçebilirsiniz.

Almanya`da Miras Hukuku
4.9 (97.5%) 8 Bewertungen